Namaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Namaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Haziran 2007 Cuma

OKULDA TOPLU NAMAZ

TOPLU NAMAZ KILMAK






















Bir lisede mescit haline getirilmiş bodrum katındaki bir odada öğrenciler toplu halde namaz kılıyorlarmış. Ne büyük bir suç! Ne kadar dehşet verici görüntüler öyle ? Aman Allahım, bu zamanda bir devlet lisesinde, yani kamusal alanda birden fazla öğrenci namaz kılıyor. İnsan bu manzarayı görünce yüreği paralanıyor. Devlet ve millet adına hüsrana uğruyor.Türk gençliği ne hale gelmiş demekten kendini alamıyor.

Kahraman medyamız her türlü tehlikeyi göze alarak bu mescite sızmış ve oradaki fecaati! gözler önüne seren görüntüleri çekmeyi başarmış. Türkiye günlerdir bu skandal olayla çalkalanıyor. Maazallah bir görüntüler ortaya çıkmasa ve durumdan haberdar olmasaydık, acaba halimiz nice olurdu? Belki bu fakir de bu saatte şu satırları yazamayacaktı. Çünkü bu fecaat birkaç gün daha devam etseydi, ülkemiz kim bilir ne hale gelecekti.

Ben bunları düşünerek kahraman medyamıza şükranlarımı arzetmek isterken, Çanakkale savaşları sırasında kılınan bir toplu namaz resmi gözümün önüne geldi. Aman Allahım! Binlerce Mehmetçik namaz kılıyor, vatanın kurtarılması için dua ediyor. Yüreğim ağzıma geldi. Demek ki bu mürteciler yüzyıldır bu ülkenin altını oymaya çalışıyorlarmış. Oradaki komutanlara da çok hayret ettim. Savaş ortamında, üstelik en kanlı cephede binlerce asker ibadet ediyor. Nerede bu komutanlar, bunları görmüyorlar mı? Bunlar mı vatanı kurtaracak? Diye yüreğim sızladı. Demek ki Çanakkale komutanları da irticaya göz yummuş ve vatanın bu hale gelmesine sebebiyet vermişler diye düşündüm.

Ben böyle düşündüm de, bazıları öyle düşünmüyor işte. “Canım ne var bunda, Müslüman çocukları namazlarını kılamayacaklar mı, anayasada din ve vicdan özgürlüğü güvence altına alınmamış mı diye güya bu hareketi masum gösteriyorlar.

Bre gafiller, namaz bahanesiyle orada toplanan çocukların bir çete oluşturmadıklarını nereden biliyorsunuz?. Haydi orada esrar ve eroin çekiyorlarsa? Tesbih çekenle eroin çekeni nasıl ayırt edeceğiz? Bu çocukların orada ihtilal beyannamesi hazırlaması ve fırsat bulduklarında ülkeyi ele geçirmesi de pek âla mümkündür. Nasıl böyle bir tehlikeyi görmezden gelip de aymazlık içinde bulunabiliriz?


Tövbe tövbe, sen aklıma mukayyet ol Allahım! Ben neler saçmalıyorum. Ama beni ve benim gibileri böyle saçmalamaya iten madrabazlar utansın!

26 Mayıs 2007 Cumartesi

KULUN ALLAH'A EN YAKIN OLDUĞU AN

Mİ’RAC YOLCULUĞU: NAMAZ

Her hangi bir yolculuğa çıkarken, mutlaka bir hazırlık yaparız. Gideceğimiz yerin uzaklığına, önemine, görüşeceğimiz kişilerin makamına ve bineceğimiz vasıtanın durumuna göre bu hazırlıklar da önem kazanır.
Namaz da bir gitmektir. Dünyaya ait emellerden, bir türlü kurtulamadığımız elemlerden, ruhumuzdaki kalabalıklardan, kalbimizdeki karanlıklardan uzaklaşmak, nur ikliminde huzura yolculuk yapmaktır. Namaz, Mi’rac’ın merdivenlerinde basamak basamak yükselmek, Huzur-u İlâhiye varmaktır.
Bu yolculukta herkes kendi kaabiliyeti, ihlâsı ve takvası kadar yol alabilir. Kimisi merdivenin birinci basamağında kalır, kimisi daha yükseklere doğru yol alır, kimisi de kendini Rabbinin huzurunda bulur. Bu yolculuğu engelleyen ve ağırlaştıran sebeplerden kurtuldukça, daha yükseklere doğru yol almak mümkün olmaktadır. Yani, nefsinden ve dünyadan en çok uzaklaşanlar, Hak’ka en çok yaklaşanlardır.

“Hayırlı işlerde muzır mâniler çok” olduğu gibi, namaz esnasındaki mi’raç yolculuğumuzda da karşımıza bir çok engeller çıkar. Biz huzur ve huşû içinde secdeye kapanmak isterken, yarım kalan bir işimiz, kapanmayan bir borcumuz, gideremediğimiz bir ihtiyacımız gözümüzün önüne geliverir. Rabbimize en yakın olacağımız bir anda, bizi oradan uzaklaştırıp, dünya işlerinin bitmeyen telaşı içinde oyalamaya çalışır. Ama her şeye rağmen başımızı secdeye koyduğumuzda bir an için bile huzurda olduğumuzun bilincinde olur, nasıl bir makamda bulunduğumuz düşünebilirsek, miraç yolculuğumuz zirve noktaya doğru yükselmiş olacaktır inşallah.

Namaz Mi’raca doğru bir yolculuktur dedik. Tıpkı, bir incir çekirdeğinin incir olmaya doğru giden yolculuğu gibidir. Nokta kadar olan bir çekirdek içinde bir incir ağacı ve dallarında da binlerce meyvesi var desek, her halde doğru söylemiş oluruz. Hiç kimse, “ hayır böyle bir şey mümkün değil” diyemez. Ama çekirdekten meyveye doğru giden yolun da çeşitli aşamaları vardır. Önce topraktan başını çıkartıp filizlenecek, sonra fidan, ağaç ve dal olacak. Daha sonra çiçeklerle ve yapraklarla donanıp meyveye duracak. İşte bizim namazlarımız da bu aşamalar gibidir. Ne kadar itina ve ihlasla kılarsak, o kadar fazla yol kat ederiz. Kalbimizdeki niyetle başlayan miraç yolculuğumuz o kadar ileri noktalara ulaşır.

Öyleyse, namazımızdaki huzur ve huşû eksik olsa da, hissemizi almış olacağımızdan, “acaba namazım kabul oldu mu?” diye şüphe duymaya gerek yoktur.

Namazda iken, miraca doğru bir yolculuk yapmakta olduğumuz düşünmek bile ne güzel bir duygudur. Bu şuur içinde ibadet etmeyi ve ettiğimiz ibadetlerin kabul edilmesini Rabbi Rahimimizden niyaz edihyorum.