DUA VAKTİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DUA VAKTİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mayıs 2007 Perşembe

DUAYA DEVAM

VERMEYİ İSTEMESE

Yolcuyum şu menzilde, bir nefeslik durmuşum,
Bu anahtar kapıyı açmak için verilmiş.
Beden denen kafese sığmıyor gönül kuşum,
Bu kanatlar sonsuza uçmak için verilmiş.

Vücudum bir fiskeyle yıkılacak bir konak,
Ölüm yeni bir hayat, kabir yeni bir durak,
Bu çileli hayatın yükünden kurtularak,
İstirahat yerine geçmek için verilmiş,

Ömür sermayesi az, ihtiyaçlar bitmiyor,
İktidarımın eli, hiç bir şeye yetmiyor,
Ruhumun isteğini dünya tatmin etmiyor,
Eldekiler numune, tatmak için verilmiş.

Bir kerre tatmak için bu sofrayı sermezdi,
Başka sayfa açmasa bu sayfayı dürmezdi,
Vermek istemeseydi, istemeyi vermezdi,
Ölüm,ölümsüzlüğe geçmek için verilmiş.

Abdil Yıldırım

20 Mayıs 2007 Pazar

RAHMET DAMLALARI




YAĞMUR DUASI

Dua etmek insan olmanın en bariz özelliklerinden birisidir. İnsan her ne kadar kendini akıllı, güçlü, yetenekli olarak bilse de, aslında dünyadaki en âciz varlıklardan birisidir. İhtiyaçları pek çok, istidadı çok az, eli pek kısadır. Mars’a mekik gönderir, Ay’a insan indirir, ama gökten bir damla yağmur indirmeye gücü yetmez. Küresel ısınmanın getireceği muhtemel felaketler, çoklarının uykusunu kaçırmaktadır. Bir zamanlar dünyanın bir sonu olduğuna inanmayıp kıyameti inkâr edenler, şimdi kıyamet senaryoları yazıyorlar. Bu kâinatın bir sahibi olduğunu, her şeyin O’nun emri ve iradesi ile hareket ettiğini, sebepler tahtında devam eden hayatın bir gün yine sebepler eli ile sona erdirileceğini bilen iman sahipleri ise, tevekkül ve teslimiyetin verdiği huzur içinde hayatlarına devam etmektedirler. İbadet ve dualarını da vakti geldiğinde huzur ve huşû içinde yerine getirmektedirler. Bu yağmursuzluğun da bir dua vakti olduğunu bilenler, şu kuraklık günlerinde yağmur duası yaparak ibadetlerini ifa etmektedirler.

Yağmur duası, yağmur yağdırmak için yapılan bir ibadet değildir. Yani “ bu sene yağmur yağmadı, haydi dua edelim de yağmur yağsın” diye duaya çıkılmaz. Sabah namazını kılarken, “ güneş doğsun” diye kılmıyoruz. Sabah namazının vakti girdiği için ve o vakitte bu namazın kılınması farz olduğu için o vakitte namaz kılıyoruz. Ay ve güneş tutulmalarında da kılınan namazlar, bir an önce tutulmalar sona ersin diye kılınmaz. O muhteşem işleri yapan sonsuz kudret sahibini hayret ve takdirle tesbih etmek için namaz kılınır. O zaman anlıyoruz ki, “husuf ve küsuf” namazlarının vakti gelmiştir. Kuraklık olduğu zaman da anlıyoruz ki, yağmur namazı ve yağmur duasının vakti gelmiştir. Hem bu ibadeti yerine getiririz, hem de âcizliğimizi şefaatçi yaparak Cenab-ı Hak’kın rahmet ve merhametine iltica ederiz. Sonra da O isterse yağmuru gönderir, istemezse göndermez. Yağmur duasından sonra yağmur yağmazsa, “ duamız kabul olmadı” diyemeyiz.
Dünyada sahip olduğumuz nimetleri Rabbimiz bize dua ve ibadetlerimizin karşılığı olarak vermemiştir. Eğer biz ibadetimize güvenerek O’ndan bir şey talep edecek olsak, ömür boyu yaptığımız veya yapacağımız ibadetler bir damla yağmura karşılık gelmez. Bize her ne nimet vermişse, rahmetinden, lütfundan ve kereminden vermiştir. Ücret olarak da, kendisini tanımamızı, fikir, şükür ve zikir gibi çok cüz’i bir bedel ödememizi istemiştir. Biz bu kadarcık cüz’i bir bedeli ödemeden yeni nimetler istemeye kalkarsak, biraz pişkinlik yapmış olmaz mıyız? Gerçi Rabbimizin Hazineleri sonsuzdur, dilerse dilediği kadar verir ama, biz de bunları tazimle karşılayıp şükrünü eda etmekle mükellefiz.
Her türlü nimet ile dolu ve her şeyi ile mükemmel olarak bize teslim edilen dünya gibi bir sarayı hor kullandık, havasını, suyunu, ormanını okyanusunu israf ettik. “Bir ırmak kenarında abdest alırken bile suyu israf etmeyiniz” diye yapılan ikâz-ı Nebî’ye kulak asmadık. Muazzam bir denge içinde olan ekoloji dediğimiz bitkiler, hayvanlar, canlı ve cansız diğer varlıklar arasındaki denge, insan eli ile bozuldu. İnsandaki hırs ve tamah,gaflet ve israf, cennet gibi olan dünya sarayını cehenneme çevirmek üzere.
Onun için de Rabbimize ne kadar yalvarsak, tövbe etsek, kusurlarımızı itiraf ederek affımızı talep etsek azdır. O Rahmandır, Rahimdir, Kerimdir. Yarattıklarının rızkına da kefildir. Ama insan olarak hem bize verilen nimetlerin kıymetini bilmez, hem nimeti vereni tanımazsak, bazı felaketlere de müstahak olacağımızı akıldan çıkarmayalım.